HATIR SENEDİNDE İYİ NİYETLİ ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN HAKKININ KORUNMASI
BİRİNCİ BÖLÜM
§ 1 HATIR SENEDİ KAVRAMI VE HATIR SENEDİNİN TÜRK HUKUK SİSTEMİNDEKİ YERİ
I. HATIR SENEDİ KAVRAMI
Gerçekte bir borç ilişkisi olmadan, bilerek ve isteyerek, irade ile beyan arasında uyumsuzluk sağlayarak bir borç ilişkisi varmış gibi düzenlenmiş olan senetlere hatır senedi denmektedir. Örneğin, A’nın B ile ticari bir ilişkisi yokken, B’nin ticari hayatını devam ettirmesi ve ticari hayatında kullanması için senet vermesi gibi. A, B’ye senet verirken B’ye borçlanmak, B’de alacaklı olmak için işlem tesis etmemişlerdir. Ancak üçüncü kişiler için görünürdeki işlem güven sağlayıcı borçlandırıcı işlemdir.
II. HATIR SENEDİNİN TÜRK HUKUK SİSTEMİNDEKİ YERİ
Hatır senedi Türk Hukuk sisteminde yer bulmamıştır. Doktrinde ve yüksek mahkeme içitihatlarında muvazaa ve yazılı borç ikrarı başlıkları altında incelenmiş, hukuki gereksinimler karşılanmak istenmiştir. Çünkü her ne kadar yasal düzenlemelerde açıkça yer verilmese de hatır senedi kavram olarak bulunmakta, toplum tarafından kullanılmaktadır.
§ 2 HATIR SENEDİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
İki kişinin gerçek iradelerini gizleyerek görünürde bir beyanda bulunmalarına muvazaa adı verilmektedir.1 TBK.m.19/I”e göre “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bırakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır”.
Yüksek mahkeme de “Muvazaa, en basit tanımıyla, bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır. Bu şekilde yapılan işlemlere de, muvazaalı işlemler adı verilir”2 içtihadıyla muvazaayı tanımlamıştır. Bu anlamda hatır senedi düzenlenmesi bir muvazaa halidir.
Hatır senedi, aynı zamanda kıymetli evrağa özgü yazılı borç ikrarını da içermektedir. Onun için, hatır senedi, hukuki nitelik itibariyle, Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve HUMK çerçevesinde değerlendirilmelidir.
§ 3 HATIR SENEDİNİN DİĞER SENETLERDEN FARKLARI
I. BEYAZA İMZADAN FARKI
Hatır senedinde bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmaları yönünde iradeleri varken beyaza imzada üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek onları aldatma kastı bulunmamaktadır.
Beyaza imzada, kişi, boş bir kâğıdı imzalayarak başka bir kişiye verir. Bu nedenle, beyaza imzanın sözleşmeye aykırı olarak doldurulma olasılığı, beyaza imzanın, haksız fiile konu olma olması sonucunu doğurmaktadır. Oysa hatır senedinde taraflar birbirlerine karşı haksız fiilde bulunma sahikleriyle hareket etmezler.
II. GEÇERLİ BORÇ SENEDİNE DAYALI BORÇ SENEDİNDEN FARKI
Hatır senedinde bir sözleşmenin taraflarının, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek, onları aldatmak maksadıyla, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmaları yönünde iradeleri varken, geçerli borç senedine dayalı borç senetlerinde, üçüncü kişilerden gerçek durumu gizleyerek onları aldatma kastı bulunmamaktadır. Hatır senedinde gerçek bir işlem yokken, geçerli borç senedine dayalı borç senetlerinde temelde gerçek bir işlem bulunmaktadır.
§ 4 HATIR SENEDİNDE KESİN HÜKÜMSÜZLÜK VE SINIRLARI
I. HATIR SENEDİNDE KESİN HÜKÜMSÜZLÜK
Burada taraflar, gerçekte hiçbir sözleşme (işlem) yapmak istenmekte, görünürdeki sözleşme ile sadece üçüncü kişileri aldatmaktadırlar.3
Bu nedenle görünürdeki (muvazaalı) işlem yok hükmünde olup, taraflar arasında sonuç doğurmaz. Burada TBK m.19, irade teorisini kabul etmiştir. Gerçekten, TBK.m.19’a göre, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.4 Gibi doktirinde muvazaanın kesin hükümsüzlük halinin olmadığı, yokluk halinin olduğu yönünde görüşlerde bulunmaktadır.
Bu görüş, muvazaalı işlemin ardında hiçbir irade bulunmadığı, böylece, işlemin yapılmamış sayılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.5
Bir görüşe göre ise ortada şeklen dahi olsa karşılıklı irade beyanları varken, yokluktan söz edilemez; ancak tarafların arzusuna dayanan geçersizlik söz konusu olabilir.6
Mutlak muvazaada tarafların arasında gizli bir sözleşme mevcut değildir. Ortada sadece görünürde bir sözleşme bulunmaktadır. Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtmamaktadır. BK.md 19 (eski BK.md.18)hükmü bir sözleşmede tarafların gerek yanlışlıkla (sehven), gerekse gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları tabirlere ve isimlere bakılmayarak onların gerçek ve ortak amaçlarını ortaya koymak gerektiğini emretmiştir.7
Bu hükmün bir sonucu olarak, mutlak muvazaada görünürdeki sözleşme geçersizdir. Burada ki geçersizlik kesin hükümsüzlük türünde bir geçersizlik halidir. Bu nedenle, kesin hükümsüzlük yaptırımına ilişkin tüm esaslar ve nitelikler burada aynen geçerlidir. Bu niteliklerin başında, kesin hükümsüzlük yaptırımının süreye bağlı olmaması, bu geçersizliğin her zaman ileri sürülebilmesi gelmektedir.8
Muvazaa nedeniyle iptal davası açılmasında bir süre yoktur. Zira butlan herzaman ileri sürülebilir.9
Hatır senedi mutlak muvazaa şartlarını sağlar irade beyanlarıyla hazırlanmış senetleridir. Onun için mutlak muvazaanın bir sonucu olan kesin hükümsüzlük hali hatır senetlerinde de geçerli olan bir yaptırımdır.
II. KESİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜN SINIRI OLARAK İYİNİYETLİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN KORUNMASI
A) Genel Olarak
Hukuk sitemimizde iyi niyetin korunması esastır. Onun için kesin hükümsüzlüğün sınırı olarak iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları korunmuştur.
B) Hatır Senedinde İyiniyetli Üçüncü Kişi Kavramı
Üçüncü kişi, alacaklı ile borçlu arasındaki yazılı borç ikrarının muvazalı olduğunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa
1. İyi niyet Kavramı
İyi niyet deyimi TBK. 19/II’de yer almamakla birlikte İsviçre TBK.m18/II’nın Almanca ve Fransızca metinlerinde hükme bağlanmıştır. Aynı hüküm Türk Borçlar kanunu içinde geçerlidir, bu nedenle, üçüncü kişinin muvazaaya karşı korunması için, alacağı devralırken, iyiniyetli, borç ilişkisinin, yani alacağın varlığına inanarak bunu kazanmış olması gerekir. Yazılı borç tanımasına güvenerek kendisine devredilmiş olan alacağın görünüşte değil, gerçekten doğmuş olduğunu kabul zorunda olan ve şartlara göre kabule yetkili olan üçüncü kişi iyi niyetlidir.Buna karşılık, üçüncü kişi, alacağın muvazaalı olduğunu biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa, iyiniyetli değildir.Bu takdirde, TBK.m.19/II’ye göre korunamaz.Burada söz konusu olan iyiniyet, TB. M. 19/II’ye göre korunamaz.Burada söz konusu olan iyiniyet, TMK.m.3’te düzenlenmiş olan subjektif iyiniyettir.10
Muvazaayı bilmeksizin alacağı iktisap eden üçüncü kişi için muvazaalı alacak geçerli bir alacak olarak hüküm ifade eder. Bunun için iradi yazılı şekil yeterlidir kanuni şekil gerekmez.11
Burada ki iyi niyet, hakkın kazanılma anında, muvazaayı bilmemektir.Hakkın kazanılma anından sonra üçüncü kişin muvazaayı öğrenmesi iyiniyeti ortadan kaldırmaz.
2. İspat Yükü
Yeni 6100 sayılı HMK’nın 201.maddesinde “senede karşı tanıkla ispat yasağı” düzenlenmiştir. Madde metninde “Senede karşı hertürlü iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bbulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.” Düzenlemesi yer almaktadır. Hamiline yazılı senetler, yazılı borç ikrarı niteliğinde olan senetler olduğundan muvazaa iddiasında bulunan, ancak senetle iddiasını ispat edebilir.
Sözleşmenin dışında kalan ve iptalini talep yetkisine sahip bulunan üçüncü kişiler, sözleşmenin tarafı olmadıkları için, muvazaa anlaşmasıyla ilgili belge (senet) temin edemezler. Bu nedenle, üçüncü kişiler muvazaayı her türlü delille kanıtlayabilirler. Bunun kanıtlanması için başvurulan ispat araçları, belge, tanık,sosyal ve ekonomik durum, yakınlık , bilirkişi incelemesi, değer tespiti gibi araçlar olabilir.12
Yeni 6100 sayılı HMK muz, üçüncü kişilerin muvazaayı her türlü delille kanıtlayabileceğine ilişkin öğreti ve yargı kararlarında tartışmasız kabul gören görüşü yasa hükmü haline getirmiştir. Bu yasanın 203 1/d hükmü ile “Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları” nın senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından olduğu kabul edilmiştir.13
Yargıtay14 “Uyuşmazlığa ve takibe konu yapılan bononun hukuken geçerli olduğunun kabulü gerekir. O halde, davacı-borçlu bononun muvazaaya dayalı olarak davalı tarafa verildiğini ileri sürdüğüne göre, ispat yükü davacıdadır. Davacı bu iddiasını ise, yazılı delille kanıtlamalıdır.” İçtihadıyla da muvazaa iddiasını davacının yazılı belge ile ispatlanması gereği üzerinde durmuştur.
Bu halde, senedin keşidecisi, senedi elinde bulunduran iyiniyetli üçüncü kişiye karşı, ancak, senetle ispat zorunluluğu çerçevesinde hareket edebilir.
C) İyi Niyetli Üçüncü Kişinin Korunması
TBK’nun 19 f. II. Maddesinin “ Borçlu yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.” Şeklindeki düzenlemesi, iyiniyetli olarak yazılı bir borç tanımasına güvenerek, işlem tesis edene karşı, muvazaa iddiasının ileri sürülemeyeceği hükmünü getirmiştir.
Bu madde ile Kanun koyucu iyiniyetli üçüncü kişileri muvazaa iddiasına karşı korumuştur.15
Alacağın yazılı bir borç tanımasına güvenerek kazanılmış olunması ve alacağın iyiniyetli üçüncü kişi olarak kazanılmış olunması TBK’nun 19 f.II. maddesine göre muvazaa iddiasının ileri sürülemesi için aranan koşullardır. TBK’nun 19 f.II. maddesi muvazaa için istisnai bir durumdur.
Üçüncü kişi, alacağı yazılı bir borç tanımasına güvenerek devralmış olmalıdır. TBK.m.19/II’de sözü geçen borç tanıması, TBK.m18’de hükme bağlanmış olan soyut borç tanımasıdır. Ancak, bu tanımanın yazılı olması gerekir.16
İyi niyet alacağın devri anında mevcut olmalıdır.17
Yargıtay’da18 “Mahkemece çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, çekin hatır ya da teminat amacıyla verildiği yolundaki iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiği, çekin ticari defterde kayıtlı olup olmaması hususunda ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının sonuca etkili olmayacağı, davacının çekin hatır çeki olduğunu yazılı belgeyle kanıtlayamadığı, yemin delilline de dayanmadığı, verilmiş ve uygulanmış ihtiyati tedbir kararı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine” şeklinde hüküm kurmuştur. Yargıtay içtihadıyla yazılı delil üzerinde durmuş, yazılı delil dışında başkaca ispat araçlarını yok saymıştır.
KAYNAKÇA
Ayan, M. (2015 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Konya
Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara
Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara
Oğuzman, K. Ve Öz T. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. İstanbul
Resioğlu, S. ( 2012 ) Borçlar hukuku genel hükümler. İstanbul
Dipnotlar
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara .s.188 ↩
- Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2005 gün E:2005/1-19, K:2005/42? 16.6.2010 gün ve E:2010/1-281, K:2010/323? 26.09.2012 gün ve E:2012/14-422, K:2012/618 sayılı ilamları ↩
- Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.369 ↩
- Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.372 ↩
- Oğuzman, K. Ve Öz T. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler.Cilt I. İstanbul. s.130 ↩
- Oğuzman, K. Ve Öz T. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler.Cilt I. İstanbul. s.130,131 ↩
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara .s.191 ↩
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara .s.191 ↩
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara .s.195 ↩
- Ayan, M. (2015 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Konya.s.376 ↩
- Oğuzman, K. Ve Öz T. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. İstanbul.s.131 ↩
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.192,193 ↩
- Kılıçoğlı, A. ( 2016 ). Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.193 ↩
- T.C YARGITAY, Hukuk Genel Kurulu ,Esas: 2013 / 19-1622 ,Karar: 2015 / 1238 ,Karar Tarihi: 17.04.2015 ↩
- Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.374 ↩
- Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.375 ↩
- Eren, F. ( 2016 ) Borçlar hukuku genel hükümler. Ankara.s.376 ↩
- T.C YARGITAY ,19.Hukuk Dairesi ,Esas: 2015 / 3695 ,Karar: 2016 / 367 Karar Tarihi: 19.01.2016 ↩